Untitled Document

BODRUM
1960'ların erken dönemlerinde Cevat Şakir ve bir takım entelektüellerin Bodrum'u "keşfetmeleri" üzerine başlayan değişim 80'lerin ortalarında yaşanan turizm patlaması ile birlikte doruk noktasına ulaştı. Bugün Bodrum, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olarak değerini ve yerini koruyor. Dünyanın ve ülkenin birçok yerinden gelen insanları doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve sunduğu özgür eğlence ortamıyla etkiliyor, alışkanlık yaratıyor. Gördüğü talep doğrultusunda değişiyor ve büyüyor.Başta turizm olmak üzere birçok iş kolunun Bodrum'da kalıcı yatırımlar yapması bu durumun gelecekte de süreceğinin işareti.
Turistik değerlerin yanı sıra Bodrum, özellikle su altı arkeolojisi için de önemli bir bilim merkezi. Dünyanın en önemli sualtı müzesi, Bodrum Kalesi içerisinde yer alıyor. Dünya çapında araştırma ve kazı çalışmaları yapan Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü'nün (INA: Institute of Nautical Archaelogy) Türkiye merkezi yeni Bodrum'da bulunuyor.Bodrum yarımadası Anadolu'nun güneybatı kıyı şeridinde yer alır. Yarımadanın kuzey kısmı Güllük körfezine, güney kısmı Gökova körfezine bakarken, batı kıyıları Ege denizine açılır. İç bölgeleri tarıma elverişli vadilerle dolu olan yarımadanın dağlık kesimleri de vardır ve kıyı şeridi onlarca küçük ve harikulade koyla bezenmiştir. Önceleri dağlık YAPISI SEBEBİYLEAnadolu'nun diğer bölgelerinden soyutlanmış gibi duran yarımada, özellikle son zamanlarda yapımı arttırılan çevre yolları sayesinde birçok noktaya daha yakınlaşmıştır. Bodrum şehir merkezine 20 dakika uzaklıktaki uluslar arası havalimanı ile Bodrum' ulaşım çok daha kolay ve çabuk yapılabilmektedir artık. Kos (İstanköy) adası ise Bodrum'dan sadece 12 deniz mili uzaklıktadır.
İKLİM
Bölgenin iklimi de tipik Akdeniz iklimidir ve yazlar kurak ve sıcak geçer. Bahar ve sonbahar ayları ılıktır. Kışları ise yine ılık ve yağmurludur fakat yağmurlar çok uzun sürmez.

Bitez ^Yukarı^
Yakın bir geçmişte kendi belediyesine sahip olan Bitez, büyük mandalina bahçeleri ile yarımadanın en yeşil beldelerindendir. Antik çağlarda Pedesa olarak bilinen bitez, Bodrum'dan kara yolu ile 8 km., deniz yolu ile 2.5 deniz mili uzaklıktadır ve sık sık yapılan dolmuş servisleri Bitez'in kolay ulaşılabilir bir yer olmasını sağlamıştır. Yarımay şeklinde upuzun bir kumsala sahiptir.Meraklıların söylediğine göre Bitez koyu, rüzgar sörfü ve yelken sporlarını yapmak için bir numaralı yerdir. Mis kokulu mandalina ağaçları arasında, gölgelik patikalarda yapılan yürüyüşler de çok popülerdir ve ziyaretçiler küçük bir kır kahvesinde sıcak bir şekilde karşılanabilirler.Konaklama tesisleri, ailelerce işletilen küçük pansiyonlardan, kendi sınıflarında beklenen her türlü imkanı sağlayan lüks otellere kadar çeşitlilik gösterir. Bitez'i farklı kılan bir özelliği sakinliği ise burayı yaz eğlenceleri ve gençleştirici bir ortamı bir arada bulmak isteyenler için ideal bir yer olması.

Göltürkbükü ^Yukarı^
Yakın geçmişte tek bir belediye altında birleştirilen Türkbükü ve Gölköy köyleri, şimdi Göltükbükü adını almıştır. Antik Karya bölgesinde kurulmuş ve İsa'dan önce 6. yüzyılda Hint okyanusunun batı sahillerini keşfetmiş, öncü bir denizci olan Scylax yurdu olan bu bölge, daha ziyade Türkler arasında popüler bir tatil beldesidir. Bu büyük koyun Gölköy tarafı daha sakin ve sessizken, Türkbükü tarafı daha şaşaalıdır. Türkbükü sahili, günümüzde Bodrum'un en sükseli tatil ve yerleşim beldelerinden olmuştur. Türkbükü sahili her biri isim yapmış birçok küçük fakat özgün otel ve çoğu kendi iskelesine sahip onlarca restoranla kaplıdır. Oteller ve çevresindeki barlar özellikle Türkiye'nin sosyete kesiminin, pop sanatçıların uğrak yeridir. Çoğu kişi burayı Cote d'Azur ile özdeşleştirmektedir. İskeleler gündüz güneşlenmek için kullanılırken,geceleri havluların ve şezlongların yerini yemek vakti için sandalye ve masalar alır. Dağların ardından denize doğru yükselen muhteşem mehtabı seyretmek, neredeyse dini bir tören gibidir burada. Bu beldede sade konaklama mekanlarından, lüks ve seçkin otellere kadar bir çok seçeneğin bulunması, ziyaretçilere geniş bir yelpaze sunar.

Gümbet ^Yukarı^
Her ne kadar resmi olarak Bodrum'un bir parçası olarak geçse de, Gümbet zaman içinde kendi özel karakterini, cazibesini kazanmış bir beldedir. Yarımadanın en çok aranan otelleri Gümbet koyunda ve çevresinde bulunur. Uzun kumsalı ile ilgi çekmesinin yanı sıra, deniz, güneş, plaj ve eğlence kombinasyonu da şüphesiz Gümbet'in bu kadar popüler olmasında etmendir. Eğlence hayatı, canlı gece hayatının çeşitliliğinde, bazılarında havalandırma ve ses izolasyonu olan bar, disko ve publarda yaşanır. Farklı bir eğlence ise, zevkle yapılacak su sporlarıdır. Plajın bir çok otele ve merkeze yürünebilecek uzaklıkta olması, Gümbet'i çocuklu aileler da aranan bir yer yapmıştır. Gümbet ayrıca gençler ve gönlü genç kalmışlar için de popüler bir yerdir.

Gümüşlük ^Yukarı^
Gümüşlük beldesi, yarımadanın üzerindeki en eski yerleşim yerlerinden biridir. M.Ö 4. Yüzyılda Karia Hükümdarı Mousolos tarafından kurulan Myndos kenti harabeleri Gümüşlük'te bulunmaktadır. Gümüşlük'te hemen karşınıza çıkan Tavşan Ada'sı kıyılarında, deniz içerisinde bile kalıntılarına kolaylıkla rastlanabilen bu antik kent nedeniyle Sit alanı ilan edilen Gümüşlük Beldesi, günümüzde özellikle yerli turistler tarafından balık restoranlarının ünlü olduğu bir yer olarak tanınır.Gümüşlükten Yalıkavak'a giden yeni yolda,büyüklü küçüklü güzel koylar sıralanır.Şehrin hemen yanıbaşındaki Myndus harabelerinden geriye bugün önemli eserler kalmamıştır. Gümüşlükte irili ufaklı birçok pansiyon, otel ve restoran bulunmaktadır. Dizboyu suda yürüyerek Tavşan adasına gitmek ve kayaların arasında güneşlenerek denize dalmak mümkündür. Bazı restoranların çatı katlarındaki teraslardan görülen dinlendirici manzara ve güneşin batışı olağanüstü ve restoranlardaki yiyeceklerin kalitesi şaşılacak derecede iyidir. Limandaki restoranlar özellikle yaz aylarında ve tatil günlerinde hayli rağbet görürler. Bodrum'a dönerken, yörede hala çalışır durumda olan rüzgar değirmenleri de zevkle seyredilebilir.
 

Gündoğan ^Yukarı^
Otomobille Yalıkavak'tan birkaç dakika doğuya doğru, yol kenarlarındaki harika kaya oluşumlarını ve çam ormanlarıyla örtülü yüksek tepeleri geçerek gidildiğinde, yol, tek başına ayakta duran Gündoğan beldesine çıkar. Eski bir Rum sözcüğü olan "Farilya" "güneşin doğuşu" demektir ve hala bazı yol işaretlerinin üzerinde bu sözcük yazar. Bir zamanlar çoğu halk sahilde yaşar, balıkçılık ve sünger avcılığı gibi yerel endüstriyi desteklermiş. Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz savaş gemileri buradaki halkı korkutmuş; onlar da içerilere kaçarak, rıhtımı öylece olduğu gibi ve ıssız bırakmışlar.Geçmiş yıllarda önemli bir balıkçılık merkezi olan Gündoğan'ın bugün en önemli yatırımları turizm üzerindedir. Çok özel kıyı restoranları, Gündoğan'ın en eski balıkçılarının taze taze yakaladıkları deniz ürünlerini gururla sunarlar. Sahili baştan başa geçen bir yol kumsalı kaplarsa da, kıyıdan denize uzanan küçük iskelelerin üzerinde denize girilir ve güneşlenir. Küçük limanda günübirliğine kiralanabilen tekneler vardır. Ayrıca dalış meraklıları için gündoğan sahilleri en uygun yerlerden biridir.Gündoğan'da ayrıca bazı tarihsel eserler de bulunur. Koyun karşısındaki Küçük Tavşan Adası'nın yamacında eski bir Rum Kilisesi görülmektedir. Köyün üst yanından yamaca doğru dikçe bir tırmanıştan sonra, kayalardan oyulmuş 50 taş basamağa varılır ve buradan da küçük fakat harika görünümlü bir manastırın girişine gelinir. Bundan başka, Yalıkavak-Torba anayolunun biraz ilerisinde, köyün yukarı kısmının karşısındaki gümrah çam ormanının arasından başı göğe doğru yükselen eski bir Osmanlı kalesi görülür.

Konacýk ^Yukarı^
Konacık Beldesi Bodrum ile içiçe bir yerleşim birimidir ve Bodrum'un denize kıyısı olmayan tek beldesidir. Ancak Bodrun ile birleşik olması nedeniyle yapılaşma hayli yoğun olup bir yerde Bodrum'un ticari yapısının yükünü de çeker gibi görülür.Ana yol boyunca sıralanmış işyerleri nedeniyle arka planda kalan geniş ve yeşil alan pek öne çıkamaz. Ancak tarihi açıdan Leleg şehirlerinden günümüze en iyi korunarak kalan Pedesa Konacık beldesi sınırlsrı içerisindedir. Bugün buraya Gökçeler adı verilmektedir. Çevre halkı Pedesa'dan Gökçeler Kalesi diye söz eder. Yeni bir yol yapılmadığı taktirde ulaşılması güç ören yerlerinden bir tanesidir. Çırkan Köyü'ne kadar arabayla gidilir. Buradan sonra patika yolla bir saatte Pedasa'ya varılır. Rehbersiz bulunması zor bir şehirdir. Çevrede görülen Kümbetleri andıran, kuru duvar tekniğiyle yapılmış, kubbeli mezarlar Pedasa'ya yaklaşıldığını anlatır. Bu mezarlar 1919-1921 yıllarında italyan hafirler tarafından açılmıştır. Buluntular Geometrik Devre tarihlendirilmiştir.
Mezarların küçük bir girişi vardır. Kubbeli tek bir odadan ibarettir. Yerel taşlar kullanılarak bindirme tekniğiyle yapılmıştır.
Gökçeler günümüzde bazı çobanların büyükbaş hayvanlarını otlattıkları bir yerdir. Lelegler'in Pedasa'sından iç kale dışında hemen hiçbir şey kalmamıştır. Ancak, yüzeyde yapı kalıntılarının izleri görülmektedir. İç kale günümüze oldukça iyi bir durumda gelmiştir. Özellikle doğu bölümü çok sağlamdır. Dar kale kapıları kule ile takviye edilmiştir. Kale yapımında kuru duvar tekniği kullanılmıştır. İç kale yüksek bir kaya üzerine oturtulmuştur.Doğudaki kulelerden çevreye bakıldığında yer yer sur duvarları izlenebilmektedir. Şehrin güneybatısında, sur duvarlarının dışında, vadide söz edilen Athena tapınağından günümüze birkaç taş dizisi kalmıştır.
 
İASOS:
Mandalya körfezi kıyısında, Güllük koyu denilen eski İasos koyunun kuzeyindeki KIYIKIŞLACIK köyünde bulunmaktadır. Milas-Selimiye yolu üzerindeki KÖŞK köyü yanından ayrılan yoldan 18 km. gidilerek varılır. İasos kentini, karaya çok yakın bir ada üzerine, ARGOSLU'lar bir koloni kenti olarak kurmuşlardır. İlk sakinleri yerli KARİA'lılardır. Şehrin kurulduğu ada ile kara, zamanla birleşerek, bir yarımada meydana gelmiştir. İasos, Bizans döneminde piskoposluk
merkezi olmuştur. Her yıl İtalyanlar tarafından düzenli kazılar yapılmaktadır. Çıkan eserler Milas Müzesinde sergilenmektedir.İasos sikkelerinde kentin iki önemli tanrısı olan APOLLON ve ARTEMİS tasvirleri vardır. Antik İasos'tan günümüze şehir surları kalmıştır. Adanın tepesindeki surlar Orta Çağdan kalma surlardır. Şehrin tiyatrosu sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Kentin Nekrapol alanı kent içine ve kent dışındaki düzlüklere doğru ovaya yayılmıştır.
" LABRANDA:
Milas'ın kuzeyinde, Beşparmak Dağlarının zirvesine yakın sarp yamaç üzerine kurulmuştur. KIRCAĞIZ Köyüne giden yoldan 16 km'dir.
Labranda adını "Çift yüzlü balta" anlamında olan LABRYS sözcüğünden almıştır. Çift yüzlü bir baltanın muhafaza edildiği Labranda, önemli ve kutsal bir yerdir.
1948-1953 yılları arasında yapılan kazılarda, Labranda'daki yapıları tamamıyla ortaya çıkarmıştır.
M.Ö. 4. YY.'da büyük inşaatların yapıldığı Labranda'nın en önemli yapısı ZEUS LABRANDOS tapınağıdır.
" KERAMOS:
Milas'ın 51 km. güneyinde, Gökova körfezinin kuzeyinde, bugünkü ÖREN kasabasının bulunduğu yerdedir.
" DİĞER TARİHİ YERLER:
GÜMÜŞKESEN, BALTALIKAPI, BARGYLİA, HYDAİ, PASSALA, TEİCHİUSSA, SİNURU MABEDİ
" DOĞA GÜZELLİKLERİ:
BAFA GÖLÜ, GÜLLÜK, ÖREN, BAYPINARI KAZIKLI KOYU, ALAGÜN, AKBÜK ve KARİN. Görülmeye değer doğa güzellikleridir.
" ELSANATLARI:
Milas halı ve kilimleri dünyaca ünlüdür. Elde dokunan heybe, kıl, çuval ve keçeleri, taş işlemeciliği, ağaç işleri, mimari süslemeciliği çok meşhurdur.
" KONAKLAMA İMKANLARI:
31.12.1999 tarihi itibariyle, Milas'ta Turizm Bakanlığından işletme belgeli 5 turistik tesiste 963, Belediye belgeli 27 turistik tesiste 919 olmak üzere toplam 32 turistik tesiste 1882 yatak kapasitesi mevcuttur. Ayrıca halen yapımı süren 12 tesisteki 3103 yatak kapasitesi ile Milas'ın yatak kapasitesi 4.985'a yükselecektir.

Mumcular ^Yukarı^
Bodrum'un belediyeye 1972'de kavuşan en eski beldelerinden biridir. Bal, tütün ve zeytin gibi ürünleri yetiştirirlerken 10 yıl öncesinin turizm patlamasıyla birlikte Milas tipi halıcılığın en gözde alanlarından biri haline gelmiştir. Mumcular ve çevresindeki 7'den 70'e tüm bayanların ana uğraşı halıcılıktır. Gerçek köy yaşamını görmek ve halıcılığı izlemek için turistlere her yöreden Mumcular'a özel günübirlik turlar düzenlenir. Bodrum'a 29 km uzaklıktaki Mumcular'ın 11 köyü bulunmaktadır. Mumcular'a gidiş için Güvercinlik'ten ve Torba'dan iki yol bulunmaktadır. Torba'dan Mumcular'a gidişte Yalıçiftlikten sonra eski İzmir yolu kullanılmakta olup ormanlar arasından geçen yolun atmosferi harikadır. Pazar günleri kurulan 'Pazaryeri'ne daha ziyade çevre köylerden gelenler katılmaktadır. Bu yüzden özellikle Bodrum'dan çok sayıda turist ve yerleşik halk Pazar günleri tezgahların başını doldurmaktadır.

Ortakent-Yahşi ^Yukarı^
Adından da anlaşılacağı gibi Ortakent, Bodrum yarımadasının tam orta kesiminde kurulmuştur ve bu sebepten dolayı bölgeyi keşfetmek için ideal bir noktadır. Diğer taraftan, 'hoş,sevimli' anlamına gelen Yahşi, Ortakent'in harikulade deniz kıyısına verilmiş, en uygun isimdir. Uzun ve geniş plajda denizden esen serinletici rüzgar, yaz sıcağıyla ve güneşlenirken bunalanların imdadına koşar. Eğer, keyifle oturduğunuz yerden kalkmak istemiyorsanız, sahil boyunca yayılmış café ve restoranların garsonları size servis yapmaktan mutluluk duyacaklardır. Burası saatlerce dinlenebileceğiniz, huzurlu sakin bir yerdir. Yaklaşık 3500 yıl önce Miken uygarlığı döneminde yerleşime açılmış bu bölgede, toprağa bağlı yaşam hala sürmektedir. Kasabadan sahile uzanan yeşil, verimli vadi incir, zeytin ve mandalina ağaçları ve düzenli ekilmiş sebze bahçeleri ile doludur.

Turgutreis ^Yukarı^
Bu sahil kasabası adını, burada doğmuş ve Avrupa'da "Dragot" olarak bilinen Osmanlı donanmasının önemli amirali Turgut Reis'ten almıştır. Bugün Turgutreis, bir çok iyi kalitede otelin, restorantın, güzel plajların ve dükkanların bulunduğu, büyüyen bir belediyedir. Akyarlar, Aspat ve Kadıkalesi gibi önemli beldeler Turgutreis alanı içerisindedir. Batıya doğru uzanan adalar şeridi, antik çağda sığ sularda batmış birçok geminin bulunduğu yerlerden biridir. Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinin açılmasına sebep olan iki sualtı arkeolojik kazıları bu bölgede yapılmıştır. Güçlü ve önceden tahmin edilemeyen rüzgar ve akıntılar, acemiler için olmasa bile, rüzgar sörfünün ustaları için bir cennettir.
Yorucu bir günün ardından, denizden veya sahilden izlenebilecek olan, unutulmaz günbatımı manzarası ziyaretçileri büyüleyecektir. Cumartesi günleri kurulan, köylülerin kendi ürettikleri sebze ve meyvelerin sergilendiği, taptaze, canlı ve parlak renklerle dolu tezgahların olduğu pazarı da unutmamak gerekir.
 

Yalıçiftlik ^Yukarı^
Gökova körfezinin ağzında yeralan, çam ormanları ile çevrili ve masmavi kristal sulara bakan Yalıçiftlik "öncüler" arasında yer alır. Belki de bu yüzden, misafirlerini bozulmamış ve sakin bir ortamda ağırlamak isteyen bazı birinci sınıf otel ve tatil köyü burayı seçmiştir. Bu binaları inşa ederken çevreye zarar vermeyip, onu korumaları taktir edilecek bir durumdur.Uzun ve çok kalabalık olmayan sahil şeridinde iyi ve ucuz yiyecek sunan birkaç restoran vardır. "Deniz kıyısındaki çiftlik" anlamına gelen Yalıçiftlik, hala sade çekiciliğini korumaktır. Ormanlarla kaplı tepeler ise ağaçların gölgesi altında yapılacak yapılacak uzun yürüyüşler için idealdir. Gündüzleri, daha bakir yerlere tekne turları yapılabileceği gibi, geceleri de deniz yolu ile Bodrum'un renkli gece hayatına katılınabilir. Bütün bu tatil aktivitelerine, yine bu bölgede bulunan antik Lelek ve Karya şehirleri olan Syangela ve Tteangela'nin keşfedilmeleri de eklenebilir. Bütün bu saydıklarımız, Yalıçiftliği rahatlatıcı ve huzurlu bir tatil için en iyi seçenek yapan sebeplerdir.

Yalıkavak ^Yukarı^
Merkeze 18 km. uzaklıktaki Yalıkavak Bodrum'un simgelerinden yel değirmenlerinin en çok görüldüğü yöredir. Yalıkavak, gözalıcı geleneksel çekiciliği ve bugünün turistinin istediği modern rahatlığın renkliliğinin bilincinde olması ile dikkat çeker. İşte bu durum, geleneksel olanı ve konforu bir arada arayanlar için, Yalıkavak'ı çekici kılar. Hoş ve düzenli bir yapıyı sahip olan kasabadaki bazı eski ve antik yapılar özenli bir restorasyon ile modern yaşamın kullanımına açılmıştır. Bu tür yapılardan biri, iyi bilinen ve bu çevrede yaşayan sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir mekana dönüştürülen eski su sarnıcıdır. Diğer bir örnek ise, artık hediyelik eşya satan çok hoş bir dükkana dönüştürülmüş, eski bir zeytinyağı fabrikasıdır. Sivil toplum örgütleri belediye ile uyumlu bir biçimde çalışarak, Yalıkavak'ın dikkatsiz insanlar tarafından zarar görmesini engellemeye çalışmakta ve olumlu sonuçlar almaktadırlar. Böylece çevre ile ilgilenilmekte, sunulan servislerin zamanında yapılması sağlanmaktadır ve buradaki oteller bölgedeki en iyi oteller arasındadır.

Sariyaz Hotel © 2005

Tasarım ve Uygulama
_blank